|
CİN KELİMESİNİN MANASI Cin ismi (cenne) kökünden gelir. Sülasi mücerredin birinci babından mastardır. Cenne;lügatte;örttü,gizledi,gölgeledi,sakladı ve korudu manalarına gelir.Bu sebeple insanı düşman silahından ve saldırısından koruduğu için kalkana (cünnet),aklı örten ve gizleyen deliliğe,(cünun) ağaçlarla kaplanan bahçeye(cennet),ana karnındaki çocuğa( cenin),insan kalbine(cenan),denmiştir. Bütün bu kelimelerde ve manalarında havassı hamseden gizlilik manası vardır. CİNLERİN MAHİYETLERİ İslam Alimlerinin bu husustaki sözleri,ayeti kerimelerin tefsiri sadedindendir. Bu hususla ilgili Sure-i Hicrin 27. Ayeti kerimesinde “ Cinleri de daha önce dumansız ateşten yarattık.” diye buyrulmuştur. Sure-i Rahmanın 15. Ayeti kerimesinde “Cinnileri de yalın bir alevden yaratmıştır” manasında olan bu ayeti kerimede ki (maric) ve (semun) kelimeleri hususunda bazı alimler(maric )in ızdırap ve ateşten ibaret bir çalkantı,yani halis ateş dumansız saf alev olduğunu, diğer bazı alimler de ayeti kerimeyi siyaha karışan dumanlı bir ateş diye tefsir etmişlerdir.İbni Abbas (maric) dumansız saf ateş,Mücahit ise,ateşin siyahlığı yani duman ile karışan alev demektir demişlerdirSure-i Hicr’de ki (semun) ise lugatta : Samyeli denen ateş alevi gibi esen sıcak rüzgar demektir.Sem; zehir ve sammulhıyat gibi ince delik manasına gelir. Bedendeki terin aktığı ve havanın bedene nüfus ettiği gizli deliklere de sema denir.Ebu-lHasani-l Eşari;Cinler,maddi cevherlerden oluşurlar. Onlara göre hayat için bünye şart olmadığından her şeye gücü yeten Allah cinlileri duygularla idrak edilen bünyeleri olmaksızın yaratmıştır.Hayat için bünyeyi şart koşan Mütezile Alimleri ile Ebu Yala Elferra ise; Cinlerin basit cisimlerden olduğunu kabul etmektedirler.Ahmet Hulisi: Cinlilerin ışından meydana geldiğini söylemektedirler. Ona göre Kuran 1400 sene öncesinde insanlara cinlerin ışından yaratıldığını bilgi seviyelerini göz önünde bulundurarak,dumansız ateşten yarattık diye bir mecazla açıklamıştır.İmamı Gazali Hz.: Cinler kendi başına gayri maddi olan cevherlerden oluşurlar. Melek Cin ve Şeytanlar gayri maddi cevherlerden oluşması cihetinden birbirine benzemekte araz oluşları noktasında aralarında benzerlik bulunan renk ilim ve kudretin tür olarak ayrı oluşları gibi farklılık arz ederler.Bu hususta İbn-i Sina :Cin çeşitli şekillere bürünebilen Havai canlılardır buyurmuştur.Cinlilerin mahiyetleri hakkında bütün bu söylenenler şunu gösteriyor. Fiziki yapılarını inceleme imkanı olmayan varlıklar hakkında söylenecek bütün sözler bir teori olmaktan öteye geçemez. CİNLERİN DAHİL OLDUĞU VARLIKGURUPLARI Bu mesele hakkında iki görüş vardır. 1-Cinler insanların haricindeki bütün ruhani varlıklardır. Melekler ve Şeytan dahi bunlardandır. Buna göre her melek cindir,her cin melek değildir. 2-Ruhani varlıklar üç kısımdır. Birincisi meleklerdir,yanlış iş yapmazlar,insanları aldatmazlar. Allah’ın emirlerinden çıkmazlar. İkincisi şeytanlardır. İnsanları aldatır şerre ve fenalığa çalışırlar. Üçüncüsü ise bunların ortasındadır,hayırlısı da vardır,şerlisi de vardır,bunlar cin taifesidir. CİN, CAN, ŞEYTAN AYNIMIDIR? Bu hususta İslam alimleri ihtilaf etmişlerdir.Fahreddin Razi;Cinler bir cins varlıklardır. Nasıl insanların atası Adem (AS) ise onların atası da Can yani İblisti. İblisin soyu olarak çoğalan cinlerin bir kısmı bu atalarının izinden giderek Allah’a baş kaldırmış , insanların kafirlerim gibi isyanlarını sonuna kadar sürdürme yolunu tercih etmişlerdir. Bu kafir cinlere şeytan denilmiştir . Bir kısmı ise insanların müminleri gibi Allah’ın Peygamberlerine ve kitaplarına kulak vermiş,onların söylediklerine inanmış, kendilerinden istenilen kulluğu yerine getirmeye çalışmışlardır. İşte bunlar mümin cinlerdir. Bunlar için şeytan ismi kullanılmamıştır. Dolayı sı ile Cin ismi mümin-kafir bütün bu cinsin ismidir.Cinlerin Can’ın evlatlarımı İblisin evladımı yoksa şeytandan ayrı bir cins mi yoksa şeytanlar cinden bir nevimidir,bu hususta ihtilaf vaki olmuştur.Cinler İblis’in evlatlarıdır;ölürler,kafir ve mümin olanları vardır Şeytanlar ise İblis’in evladıdırCinler Can’ın evlatlarıdır. Şeytanlar ise İblis’in evladı dır. Şeytanlar ölmez ama İblisle beraber öleceklerdirİbni Hacer’den yapılan bir rivayete göre : Cinler İblis’in evladıdır,onlardan kafir olanlar şeytan,mümin olanlar cin diye adlandırılırlar. Diğer bir, görüşe göre hassaten şeytan iblisin evladıdır. İbni Abbas’tan (RA) gelen bir rivayette ( Hadisi şerifte) ; Cinlerin ayrı bir nevi olup kafirlerine şeytan müminlerine cinni denildiği belirtiliyor. CİNLERİN YARATILIŞ TARİHİ Cinler yeryüzünün meleklerde gökyüzünün sakinleriydi. Böylece melekler göklerin cinlerde yerlerin mimarı olmuşlardı. Bazılarına göre onlar yeri tam iki bin sene imar etmişlerdir. Diğer bir kısım alimlere göre ise kırk yıl imar etmişlerdir.İbni Abbas’tan rivayetle Cenabı hak cinlerin babası Sumi’yi yaratınca ona “iste bakalım” dedi. O da ben şunu isterim. Biz görelim lakin görünmeyelim. Ölünce toprak altında kayıp olalım,yaşlı olanımız gençleşsin,diye dilekte bulundu. Bu istek kendisine verildi. Hakikaten onlar görürler,görülmezler. Öldüklerinde toprak içinde kayıp olurlar,yaşlıları erzeli ömürdeki bir sabi haline gelinceye kadar ölmez. Sonra Adem (AS) yarattı ve ona dile benden buyurdu. O da Cebeli (dağı yahut Cenneti )diledi. Cennet kendisine verildi. CİNLERİN YARATILDIKLARI MADDE Cenabı Hak kitabında şöyle buyuruyor: Cinleri daha önce vucüdun gözeneklerine nüfuz edici çok zehirli şualardan,ateşten yarattık.Beni ateşten onu topraktan yarattın Cinleri de yalın bir ateşten yarattı. Allah’ü Teala besinleri cisimlerin gelişmesi için bir vasıta kılmıştır. Bu gelişme tabi ki hararet ve bürudete göre olur. Onlarda bizim gibi yerler içerler ve cisimleri gelişir. Bu keyfiyet onları asli unsurları olan ateşten alıp dört ana unsura sokar. Kadı Ebubekir: Ateş onların asli cevheridir,ne var ki , Allah onların cisimlerini bazı arazlar ve sıfatlarda yaratmak suretiyle kalınlaştırıp asılları olan ateşten sıyırıp onlara çeşitli şekiller verir. CİNLERİN CİSİMLERİ Kadı Ebu Ya’la derki: Cin teşekkül etmiş cisimlerden şekillenmiş şahıslardan ibarettir. Büyümüş ve gelişmiş olması mümkündür. Mutezile bu fikre muhalefet ederek şöyle der: Onlar gayet ince cisimlerdir,ince oldukları için onları görmemiz mümkün olmuyor. Biz deriz ki onların sözleri doğru değildir. Çünkü incelik görmeye mani değildir. Allah onları görmemiz için lazım gelen gücü yaratmamış olabilir. Onları göremeyişimizin sebebi onlarda renk olmamasıdır. Eğer onlar bizim gibi renkli yaratılmış olsalardı onları görebilirdik. Bazıları buna karşı çıkarak eğer öyle olsaydı onların birbirlerini görememeleri lazım gelirdi dediler. Hulasa bu mesele ihtilaflı bir meseledir. CİNLERİN ÇEŞİTLİ ŞEKİLLER ALMALARI Şurası bir gerçektir ki cinler;insan,hayvan,yılan ,akrep,deve,köpek ,kedi,ve sığır kılığına bürünüp muhtelif şekiller alırlar. Hatta katır ve merkep şekline girdikleri kuş kılığına bürünüp uçtukları görülmüştür.Nitekim şeytan Bedir savaşından önce Kureyş’e Suraka Bin Malik kılığında gelmiştir. Allah’ü Teala bununla alakalı şöyle buyurmuştur: <Şeytan onların yaptıklarını methedip şöyle demişti:Bugün size insanlardan galebe edecek hiçbir kimse yoktur .Bende sizin muhakkak yardımcınızım. Vaktaki iki ordu (karşı karşıya) göründü, ben sizden katiyen uzağım gerçek ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum. Ben Allah’tan korkarım.>Bu hususta Kadı Ebu Ya’la şöyle diyor: Şeytanlar kendi kendilerine şekil değiştiremezler. Ne var Allah onlara bazı kelimeleri ve işleri öğretmiştir. Bunlar sayesinde Allah’ü Teala onları bir halden başka bir hale sokar. Eğer kendi bir şey yapmaya kalksa bünyeleri paramparça olur. CİNLERİN YURDU Efendimiz bir hadisi şerifinde daha önce geçen bir olay üzerine binaen şöyle buyurdular:“Müslüman cinlerle müşrik cinler arasında ihtilaf çıktı. Kendilerini bir yere yerleştirmem için benden ricada bulundular . Bunun üzerine Müslüman cinleri köy ve dağlara müşrik cinleri de dağlarla denizlerin arasına yerleştirdim.” İmamı Malik (Hz) bir rivayetinde şöyle buyurmuştur: Hz Ömer Irak’a gitmek isteğinde Ka’bul Ahbar ona şöyle dedi:Ey müminlerin emiri gitme,çünkü sihrin ve kötülüğün onda dokuzu ordadır. Fasık cinler ve korkunç hastalıklar ordadır.Ayrıca cinler bazı evlerin çatıları ,hamam,tuvalet,banyo otluk,mezbelikler,gibi pis yerlerde bulunurlar. Bazı süfli kimseler bu gibi yerlerde şeriata muhalif işleri irtikap edip cinlerle irtibat kurarlar. Onların bazı ihtiyaçlarını karşılarlar. Buna karşılık süfli cinler onun bazı işlerini görür. Bazı kayıp şeylerini bulur,bazı insanlara zarar verir ve bazı yalan yanlış haberler getirir. CİNLERİN ÖMÜRLERİ Fussılet süresinin 25. Ayeti kerimesinde Mevlamız “Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları için geçerli olan o söz kendileri içinde geçerli oldu .”buyurmuşlardır.Keza yine Cenabı Hak Ahkaf suresinin 18. Ayeti kerimesinde “Kendilerinden önce geçen cin ve insan toplulukları arasında işaret ediliyor;ve bu cinlerinde öldüklerini ve yerlerini yeni nesillere bıraktıklarını gösterir. Fakat ömürleri insanlara nispetle daha uzundur.Bu hususta Kadı Beyzavinin Ebu Ya’la tefsirinde Enes (RA) şunu naklettiğini söyler.Bir ihtiyar değneğine dayanmış olarak geldiğinde ben Rasulullah ile Mekke dağların da idim Peygamberimiz (sav) ona: Cinni yürüyüşü ve namesi mi buyurdu. Bunun üzerine ihtiyar: Evet dedi: Sonra Rasulullah hangi cinlerdensin diye sordu : O ben Hame bin ,Heym b.,Laku b.,İblisim cevabını verdi. Hz. Peygamber seninle İblis arasında ,iki atanın geçtiğini görmekteyim. Senin üzerinden kaç yıl geçti deyince,ben Kabil Habi’li öldürürken tepeler arasında dolaşıyordum dedi ve gelip geçmiş olaylar hakkında çok şeyler anlattı. Cinlerin ömürleri hakkında Ahmet Hulusi şu izahatları yapar; Cinlerin ömürleri insanların ortalama ömür süreleri olan 70 senenin yaklaşık 10-13 katı yani 700 ile 1000 sene arasında değişmektedir. Ancak bazı cinlerin ömürleri 1400 seneye yakın bir zamanı kaplayabilir. Cinlerin ömürlerinin bu kadar uzun olmasının sebebi yaşam şartlarının bizden başka bir şekilde olmasına ,hızlarının insanlarınkinden çok çok yüksek olmasına bağlı bulunmaktadır. Bunu müspet ilmin gelişmeleri nispetinde açıklayalım.Bugün fizikte “Öz zamanın kısalması” denilen son derece şaşırtıcı bir durum,ileri bilim çevrelerince kabul edilmektedir. Bunu basit bir şekilde anlatalım.Hız yükseldikçe,zaman yavaşlar,hız belli bir noktaya gelince de zaman durur,şeklinde özetleyebiliriz. Bunu ünlü fizikçi Paul Langevin şöyle açıklamıştır .Bir kimse ışık hızının 2000 de biri kadar hız yapan bir araçla dünyadan ayrılsa ve bu hızla uzayda iki yıl dolaşsa,ona göre iki yıl geçmişken dünyaya dönüşünde 200 yıl geçmiş olduğunu görür. Bu durum çok yüksek hızda yaşamasında ileri gelmiştir.Cinlerde madde olmaması sebebi ile sürekli yüksek hızda yaşamaktadırlar .işte bu hızları dolayısı ile onlar bizim yetmiş yıllık ömrümüz kadar bir zamanı kendi öz zamanları içinde yaşadıklarında bu süre bizim hızımıza bağlı zaman boyutlu itibariyle 700 sene civarına ulaşmaktadır. CİNLER’DE YERLER İÇERLER Bu mesele hakkında üç görüş vardır.Cinler yemez içmezler. Bu söze itibar edilmez.Bazıları yer içer bir kısmı ise,yemez içmezler.Bütün cinler yerler içerler.Bu kanatta olan alimler nasıl yiyip içtikleri konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı onların yeme içmeleri sadece koklama ve gönlü rahatlatmaktan ibarettir. Diğer bir kısmı ise onların yeme içmeleri aynen bizim gibidir,çiğnerler ve yutarlar.Cinler kemik ve tezek kül alaf artığı yerler. Ayrıca Müslüman evlerinin çatılarında Müslüman cinler bulunur evlerde sofra kurulduğunda çatılardan inerek ev sahipleriyle beraber yerler. Allah onlara Müslümanları müdafaa ettirir. Kemik ve tezek cinlerin yiyeceği olduğundan Efendimiz bu maddelerle taharetlenmeyi yasaklamıştır. CİNLERİN İNSANLARA TESİRLERİ VE İNSANLARI ÇARPMALARI Bazı insanların ruhları cinler ile temasa uygundur. Çabuk trans haline geçebilirler ve bizim hudutlarımızın dışına çıkabilirler Bu bir fıtrat meselesidir. Ancak görülmeyen bu varlıkların bazı prensipleri vardır. Dolayısıyla insan her istediğini bunlara yaptıramaz. Kişi mahzar olduğu bir kısım isim ve kelimeleri kullanıp cinler ile temasa geçebilir.Bunun bir takım yolları ve usulleri olmakla beraber cinler ile irtibat kurmak rehber ve mürşit ister Çünkü bu işle uğraşan kimse cinlerin saldırısına uğrayabilir.Nitekim 20. Asırda Hindistan’da yaşayan Gulam Ahmet cinlerin kurbanı olmuştur. Hint Yogizmine karşı Fakirizm ile mücadele etmek istemiş fakat cinlerin oyuncağı haline gelmiştir. Cinler önce kendisine müceddid, daha sonra mehdi, ardından da İsa Mesih olduğunu inandırmışlardır. Ve en sonunda haşa “Allah bana hulul etti ve bende göründü” demeye kadar gitmiştir. Habis olanlar habis olanlar ile çabuk kontak kurarlar!Cinler ehli imana daha çok cünüplük, hayız ve nifas hallerinde musallat olurlar. Çünkü işlenen her günah onlara açılan bir kapıdır. Bilhassa duadan uzak hassas tipler ve bozuk ruhlar cinlerin tesirine daha çabuk girerler. Ayrıca onların hayat sınırlarını zorlamak onlara ve yaşadıkları mekanlara zarar vermek çarpılmaya vesiledir. Hulasa onların her türlü kötülüğünden emin olmak isteyen her şeyden önce günahlardan şiddetle kaçınarak onlara açılan kapıları kapamalıdır.Cinler maddeye nüfuz edebilecek mahiyette varlıklardır. Cinler insanların fizyolojik yapısına tesir edip çeşitli zararlara yol açabilir. Damarlara ve beynin merkezi noktalarına müdahale edebilirler. Efendimiz(sav) “Şeytan insanların kanının dolaştığı yerde dolaşır.” Buyurmuşlardır. Cinler insanların sinir sistemine tesir edip cinnete sebep olabilirler. Çok kere sara, cinnet ve şizofreni dualı bir ağzın okumasıyla geçebilirler.İbni Sina sara hastalığını anlatırken cinlerden bahsetmektedir Diyor ki: Hastalıklara bir çok madde sebep olmakla beraber cinlerinde hasıl ettiği hastalıklar vardır ve meşhurdur.İbni Kayyım’ da : Sara iki çeşittir. 1- Cinlerden olan 2-Diğer sebeplerden olan.Alusi: Şeytan ve cinin dokunuşundan mutlak hastalık olmaz. İnsanın mizacı ve iradesi kuvvetli olursa hastalık olmaz. Mizacı zayıf olduğunda ise delilik ve hastalık meydana gelebilir. İbni Teymiye (sapık teymiyeciliğin kurucusu) cinlerin insana musallat olmasını dört sebebe bağlar.1-İnsana aşık olması.2-İnsanla ilişki kurma isteği.3-İnsana karşı nefret duyması.4-İnsanların onlara zarar vermeleri.Şeyh Ebul Abbas’da : Cinin çarpması bazen şehvet ve aşktan doğar. Nitekim bazı insanlarla cinlere evlenir ve onlardan çocuk doğar.Bazen de insanların onlara bilerek veya bilmeyerek işkence etmesinden olur. Üzerlerine bevl etmek, sıcak su dökmek ve bazılarını öldürmek. İnsanların bazısı bunu kasıtsız yaparlar. Fakat onlar bunu affedilmez bir zulüm sayarlar. Ve buna mukabelede bulunurlar.Bazen de sırf korkutmak ve işkence için çarparlar. Mükellef oldukları için bu onlara haramdır.Ahmet Hulusi bu mesele hakkında şöyle diyor: Cinler yapılarının kendilerine verdiği avantaj ile insanlar ile çeşitli şekillerde irtibat kurabilmektedirler. Bilhassa asabi mizaçlı kadınlar ile doğum sonrasında ve ateşli hastalıklar sırasında bu bağ kurulmaktadır. Tüm üzüntü ve depresyon hallerinde, beyne zarar veren darbelerde, cünüplük hayız ve nifas hallerinin devamlı olmasında ve bu hallerde yapılmaması gereken şeylerin yapılmasında, cin çağırma gibi hallerde cinlerin zorlanmasında insan cin çarpmasına daha açık bulunmaktadır. Bunun sebebi beynin bu durumlarda aşırı meşguliyeti ve insanın beyni üzerine tam bir hakimiyet kuramamasıdır.Maalesef günümüzde pek çok kişi cinlerle ilişkide olan ve bu yüzden kendini evliya sanan sahte mürşitlerin peşinden koşarak kıymetli ömürlerini heba etmektedirler. Çevresini aydınlatma yetkisine sahip olabilmek için önce tevhid ve akaid ilmini iyi bilmek ve gerekli hususlarda bütün sorulara cevap verebilecek durumda olmak gerekir. Oysa günümüzde bazı sahte mürşit ve mehdiler cinni ilhamlar ile, tamamıyla ilim dışı hurafelerle pek çok insanı yanlış yola sürüklemektedirler.Tasavvuf nefis mücadele ve mücahedesidir. Gerçek böyleyken tasavvuf ehli olduğunu söyleyen sayısız insan ve onların süper mürşitleri sigara içmeden duramamaktadırlar. Bir sigaraya karşı nefis mücadelesi yapamayan kimse nerede kaldı daha hassas konularda mücadele yapacak ve veli olacak.Cinlerle ilgili pek çok eserde yazıldığı gibi cinlerin gıdası kokudur,özellikle pis kokudur. Cinlerin en çok sevdikleri kokuda sigara kokusudur. Sigara içen bir kişiyi yakaladıkları zaman artık kolay, kolay onun yanından ayrılmazlar. Onun içinde sıkıntı verecek şekilde beynine bir sinyal (vesvese) yollarlar. Kişi bu sıkıntıyla hemen bir sigara yakar. Cin kokuya ihtiyaç duydukça bu işi tekrarlar. İnsanın sigara tiryakisi olmasına en büyük faktör cinlerdir. CİNLERİN ÇARPILMIŞ İNSANIN BEDENİNE GİRMESİ Cubbai, Ebu Bekir Er Razi gibi bazı Mutezile alimleri cinlerin insan bedenine girmesini inkar ederler.Ebul Hasen El Eşari (Hz.) ise bunun mümkün olduğunu söyler. Delil olarak ta şu ayeti kerimeyi göstermiştir. “Faiz yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer deliden başka bir halde (kabirlerinden) kalkmazlar.”Ahmet Bin Hambel’in oğlu Abdullah derki:Babama; bazıları cinin insan bedenine giremeyeceğini söylüyorlar. Buna ne dersiniz? Diye sordular. Babam: Yalan söylüyorlar diye cevap verdi.Kadı Abdulcabbar derki: Onlar ince cisimli olduğundan dolayı hava gibi insanın bedenine girmelerine bir mani yoktur. Bunların bedene girmesi iki cevherin aynı yerde birleşmesini icap etmez.Bu görüşü “Şeytan insanın kanının dolaştığı yerde dolaşır.” Hadisi şerifi teyit eder.Bazılarıda şöyle demişlerdir: İnsanlara girmeleri demek gölgelerini onlara salmaları demektir. Buda dokunmak ve çarpmakla olur. ÇARPILMIŞ KİMSELERİN HAREKETLERİ VE ÇEŞİTLERİ Çarpılmış kimselerin hareketleri kendi fiilidir. Bunları yapmaya kadir ise o kendi kesbi ile olur. Eğer kadir olmazsa ona mecbur edilmiş olur. Bütün bu hareketler Hz. Allah’ın bir yaratmasıdır. Cinin çarpması o hareketlere sebeptir. Çarpılmış kimselerden sadır olan sözler kendi sözü olabileceği gibi çarpan cinin sözü de olabilir. Bu sebepten bunlar kendinden midir yoksa cinden midir kesin olarak bilinmez.Sözün kısası; konuşan kimse, kendisi ile sözün kaim olduğu kimsedir. ÇARPILMIŞ KİMSENİN TEDAVİSİ İLE İLGİLİ BİR MESELE Çarpılmış ve sihre uğramış kimseyi tedavi eden kimse bu işi yaparken cinlerden bir kısmı ölebiliyor. Hatta o hastalar falan adamın duası sayesinde birkaç kişi öldü bir kaçı da hastalandı derler. Böyle durumlarda hastalanmış kimseyi devamlı müdafaa eden kimse bazı cinlerin ölmesine sebep oluyor. Hastalığa sebep olan cinlerin Müslüman olması durumunda bunu yapmak caiz midir? Bu yol meşru mudur? Din bunun doğruluğuna kail olur mu olmaz mı ? Onlara büyü yaptırılabilir mi? Muska yazdırılabilir mi?Bu sorulara şöyle cevap verebilirizBu mücadele caizdir. Çünkü mazlumun zulmünü bertaraf etmek vaciptir. Hasta dua, zikir,onları lanetlemek ve nehy etmekle iyileşirse mesele yok. Yok hastanın iyileşmesi bazı cinlerin hastalanması veya öldürülmesiyle oluyorsa katil tedavi eden değil o cinlerdir. Çünkü okuyan kimse onlara fenalığı değil hastalığın iyileşmesini murat etmiştir. Bu işi adaletle ve zulüm etmeden yapan kimseye cinler bir şey yapamazlar. Çünkü:[1] Cinler onun adaletli olduğunu bilirler.[2] Cinler ona karşı gelmekten acizdirler. Cin ifritten olup okuyan zayıf olursa zarar verebilir. Çarpılmışları tedavi için bazen cinleri dövmek gerekebilir. Hastaya üç yüz dört yüz darbe vurulsa bile dövme hastada cereyan etmediğinden hasta bir şey duymaz. Cin çeşitli çığlıklar atar.Manası bilinmeyen ve anlaşılmayan şeyler okunmamalıdır. Çünkü onlarda şirk kokusu vardır. Her ne kadar şirki gizlemek için ayeti kerimeler okunsa da.. CİNLERE UZAKTAKİ ŞAHISLARDAN VE GELECEKTEN HABER SORMAK Salim Bin Abdullah’dan şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Musa Hz. Ömer’den haber alamayınca karnında cin bulunan bir kadından haber istedi. Kadın, şeytanım gelsin sorayım sana haber ederim dedi. Belli bir müddet sonra kadın şöyle haber getirdi: Şeytanım onu en son zekat develerini hazırlarken görmüş. Bu haber başka şekillerde de varit olmuştur.Cinlere haber soran kimse onların haber verdiğini tasdik ederse bu haramdır. Çünkü Müslim’de şöyle varit olmuştur: “Her kim falcıya giderde bir şey sorarsa kırk gün namazı kabul olunmaz” Sırf onlardakini bilmek ve öğrenmek için sorabilir. Bunda bir beis yoktur.Cinler uzun mesafeleri kısa zamanda kat etmeye muvafıktırlar. Bunun için uzaktaki bir kişiden veya olmuş bir hadiseden haber sormak caizdir. Ancak bu haber zan ifade eder.Vaki olmayan bir şeyi sormak ve gaipten haber verdiğini iddia etmek küfrü müstehzimdir. CİNLERİN EVLENMESİ VE ÇOĞALMASI Allah’ü Teala şöyle buyuruyor: “Onlara ne bir insan ne de bir cin asla dokunmamıştır.”Bu Ayetten anlaşılıyor ki cinlerde aynı insan gibi evlenebilirler.Yine Cenabı Hak başka bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: “Beni değil de onu (şeytanı ve zürriyetini mi dost ediniyorsunuz?) Oysa o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Rahman 56)Kadı Abdul Cabbar derki: Zürriyet çoluk çocuk demektir. Onların ince cisimlere sahip olmaları doğurmalarına mani olmaz , çünkü nice imce cisimli hayvanlar vardır ki doğurmaktadırlar.Canab-ı Hak “Ey İnsanlar! Şimdi siz beni bırakıp ta onu ve neslini dostlar ediniyorsunuz,halbuki onlar sizin düşmanlarınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değiştirmedir.” (Süre-i Kehf Ayet:50 ) Ayeti Kerimede zürriyet kelimesinin istimali mecazı anlamda onların dostları ve yolunda gidenlerin dışında ondan türeyen bir soyun olduğunu gösterir. Çünkü zürriyet ancak bir eşten olur. Cenab-ı Hak zürriyetten bahsettiğine göre Şeytan için eş de var demektir. Katede; “şeytanlar da evlenir,çoluk çocuk sahibi olur”demiştir.Bu hususta İbni Arabi cinler ile şeytanların çoğalması aynen insanların dişilerinin rahimlerine meni akıtılıp çoğaldığı gibi dişi cinlerin rahimlerine hava ilga etmekle olur der.(İbni Arabi)Cinlerin kısım kısım olduğu söylenmekle her birine ayrı ayrı isim verilmektedir. Meselâ azgınlarına Marid,daha azgınlarına İfrit, insanlarla beraber yaşayanlarına Amir, çeşitli şekillere girebilenlere Müşeytane,odalarda bulunup insan şeklinde görünenlere Velhan,kadın şekline bürünenlere,dişi olan ve erkeklere görünenlere Silat denir.Hatta cinlerin bazılarının insanlarla evlenmek istemelerine dair şöyle bir rivayet de vardır: Yemenli bir kafilenin İmam Malike mektup yazıp,mümin bir cin bizden bir kız nikahlamak istiyor ne dersiniz diye sordular. İmam Malik buna cevap olarak: Dinen bunda bir sakınca yoktur, fakat ben bunu kadın ondan bir çocuk dünyaya getirdiğinde,kocan kim yani bu çocuğun babası kim sorusuna,muhatap olduğunda,bir cin derse bu insanlar arasında fesadın çoğalmasına sebep olacağından doğru bulmam der.(Alusi)Ancak Hasan-i Basri Hazretleri Ali Bin Ahmet’in bunun hükmünü soran bir kişiyi tokatladığı ve ahmaklıkla suçladığı söylenmektedir. CİNLERLE EVLENMEK Bu mesele iki ana noktaya teması gerektirir.[1]Bunun imkan ve vukuu.[2]Bunun meşruiyeti.İmkan ve vukuuna gelince, insanların cinlerle ve cinlerin insanlarla evlenmesi mümkündür. Allah Rasülü (sav) şöyle buyurmuşlardır. “Kişi hanımıyla cinsi ilişki kurduğunda besmele çekmez ise şeytan zekerine hulul eder ve onunla cima eder”İbni Abbas demiştir ki: Kişi hanımına hayızlı iken cima ettiğinde şeytan daha önce davranırda o kadın muhannese hamile kalır. Muhannes cin çocuklarıdır.Peygamberimizin(sav) cinlerle evlenmeyi yasaklaması,fukahanın cinlerle insanlar arasında nikah caiz değildir demeleri ve tabiinden bazı kimselerin bunu hoş karşılamamaları bunun mümkün olduğunu gösterir. Çünkü mümkün olmayan bir şeyin cevazına veya ademi meşruiyetine hüküm edilmez.Bunun meşruiyetine gelince çoğu alim caiz görmemiştir. Mutlak ve mekruh olarak caiz görenler de vardır.Sual: Cinin asıl cevheri ateştir insanın ise anasırı erbaadır. (su,ateş,toprak,hava ) Ateş unsuruna sahip olan dişi cinin rahminde insan nutfesi nasıl barınabilir? Çünkü insan nutfesi yaştır,ateşin şiddetli hararetine dayanamaz eriyip gider.Cevap 1: Onlar her ne kadar ateşten yaratılmış iseler de,yemek,içmek,evlenip çoğalmak suretiyle Ademoğulları’nın toprak olan ana unsurlarını kaybetmişlerdir.Efendimiz (SAV) namazda kendilerine arız olan şeytanın boğazını sıktığında şeytanın dilinin (bir rivayette ise salyasının) soğukluğunu hissetmişlerdir.Dilinin veya salyasının soğukluğu,onun ana unsuru olan ateşten çıktığını gösterir.Cevap 2: Gebe kalmasının imkansızlığını kabul etsek bile,bundan evlenmenin imkansızlığı veya şeran nikahlanmanın caiz olmadığı anlaşılmaz.Cinlerle evlenmek her ne kadar vaki olsa da insanlar ile cinler arasında evlilik müessesinin kurulmasına mani olan halleri şöyle sıralayabiliriz.(1)İnsan ve cin aynı cinsten değildir.(2)Bundan edilecek mühim bir fayda yoktur.(3)Şeriat buna izin vermemiştir. CİNLERLE EVLENMENİN VUKUU Er-Razi Kitabul İlham Vel Vesvese adlı kitabında cinlerle evlenme bahsinde derki:El-Hakem’den bu meseleyi sormuşlar o şöyle cevap vermiş: Cinlerle evlenmek mekruhtur.Hanefi imamlarından Cemalettin Es-Sicistani Münyetül Mütfi kitabında derki:İnsanların cinlerle evlenmeleri caiz olmaz.El-Herevi ise Kitabul Acayip adlı eserinde bunun mümkün olduğunu iddia etmektedir.Kadı Ebul Kasım’a sormuşlar: Bir adam bir cinni evlenmek isterse caiz olur mu?şu iki ayeti kerimenin ifade ettiği manalardan dolayı caiz olmaz.(1)Allah sizin için nefislerinizden eşler yarattı.(2)Allah’ın ayetlerinden biride nefislerinizden sizler için eşler yaratmasıdır. İmamı Malik (RA)’ sordular: Cinlerden bir adam var bizden kız istiyor ne dersiniz? Malik (RA)Dince bunda bir sakınca yoktur. Ama ben bunu hoş karşılamam. Çünkü kadın cinden hamile kaldığında, bu çocuk kimdendir?Diye sorulduğunda cindendir diye cevap verecek. Bu ise fitneye sebep olacak. BİR CİNNİ BİR KADINLA İLİŞKİ KURDUĞU ZAMAN O KADINA YIKANMAK LAZIM GELİRMİ? El-Fetva Ez-Zahiriyye’de şöyle varit olmuştur: Bir kadın kendisine günde bir kaç kere cin gelip temas ettiğini ve kocasıyla temas ettiğinde duyduğu zevki duyduğunu söyledi ve fetva istedi. Ona yıkanman gerekmez diye cevap verdiler.Hanbeli mezhebine mensup İbnul Munca Şerhul Hidaye adlı kitabında derki: Bir kadın gelip bir cin benimle aynı insanlar gibi ilişki kuruyor,bana yıkanmak lazım gelir mi? Diye sorsa ona hayır cevap verilir. CİNLER TARAFINDAN KOCASI KAÇIRILAN KADININ HÜKMÜ Abdurrahman Bin Ebi Leyla’dan şöyle nakil edilmiştir: Bir adam cemaatle yatsı namazı kılmak için çıktı ve bir daha dönmedi. Bunun üzerine hanımı Hz. Ömer’e gelerek durumu anlattı. Hz. Ömer durumu araştırdıktan sonra kadına dört yıl beklemesini söyledi. Kadın dört yıl bekledikten sonra yine Hz. Ömer’e geldi ve kocasının dönmediğini söyledi. Bunun üzerine evlenmesi üzerine kadına izin verdi. Bu iş olduktan sonra kadının eski kocası çıkageldi. Durum Hz. Ömer’’ aks etti ve ona sordu. Bunca yıldır nerede idin?Adam_ Mazurdum ya Emirul Mü’minin._ Neydi özrün anlat bakalım._ Yatsı namazı kılmak için çıkmıştım. Yolda cinler beni kapıp bulundukları yere götürdüler. Onların yanında uzun zaman kaldım. Sonra mümin cinlerle aralarında savaş çıktı Müminler esir düştüler bende esirler arasındaydım. Bana senin dinin ne diye sordular,Müslüman’ım dedim. Bunun üzerine bana ,ister bizimle kal ister yurduna dön dediler. Bende yurduma dönmeyi tercih ettim. Bana iki cin eşlik ederek vatanıma döndüm._Peki ne yerdin?_Üzerine Allah adı anılmayan her şeyi._Ne içerdin?_Cedef içerdim.(Susatmaya bir ot)Bunun üzerine Hz. Ömer adama; İster verdiğin mehri geri al ister kadına sahip çık dedi.Yine buna benzer bir olayda Hz. Ömer kadına iddeti bittiğinde evlenebileceğini söylemiştir. CİNLERİN YAPTIKLARI İŞLERE KARŞILIK SEVAP VE GÜNAH ALMALARI Bu hususta iki görüş vardır. Bazılarına göre onlar sevap almazlar lakin cehennemde de yanmazlar.Hayvanlar gibi toprak olurlar. Ebu Hanife (Hz.)’nin mezhebi budur.İkinci görüş ise onlar aynı insanlar gibi yaptıkları iyi amel karşılığında sevap,kötü amel karşılığında da günah alırlar. Bu mezhep İbni Ebi Leyla ile İ.Malik’in mezhebidir. Şafiiler ve Hanbeiler bu mezhep üzeredirler.Bu hususu İbni Abbas (RA) sordular;şu cevabı verdi:Evet onlara amellerine göre hem sevap hem de günah alırlar.İbnü’i Vehep’te bu mesele ile ilgili şu ayeti kerimeyi delil olarak getiriyor: İşte o (cinVe benzeri) cinden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçen ümmetler arasından üzerine (azap) sözü hak olmuş kimselerdir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır.Muhammed Bin Rüşt ise şu ayeti kerimeyi delil olarak getiriyor: Gerçek,kimimiz Müslümanlar:kimimiz,zulm edenler. Müslüman olanlar,işte onlar doğru yolu arayıp bulmuşlardır. Zulm edenlere gelince,onlarda cehennem’e odun oldular. KAFİR CİNLERİN CEHENNEME MÜSLÜMAN CİNLERİN CENNETE GİRMESİ Bir rivayette İbni Abbas (RA) cinler için sevap ve günah söz konusu mudur diye sorduklarında; evet onların lehine olmak üzere mükafat olduğu gibi ,aleyhlerine de olmak üzere ikap ve ceza vardır demişlerdir.Fakat bazı alimler,cinler için Cehennem’den kurtulma dışında bir mükafat yoktur. Hesap görülüp tamam olduğu zaman cehennemi hak etmeyenlere ,aynen hayvanlara denildiği gibi toprak olunuz denilenecektir,demiştirler. Delil olarak ta Hz. Peygamber’i dinleyen cinlerin kavimlerine S.Ahkaf 31’deki Ayeti celilenin mantıku olan “Ey kavmimiz Allah’ın davetçisine uyun ve iman edin ki Allah günahlarınızı bağışlasın ve size acı verecek bir azaptan kurtarsın”kavli şerifini gösterir.Fahreddin Razi Hz. İmam-ı Azam Hz.’nin de cinler için Cehennem’den kurtulma dışında bir mükafatları,olmadığı yani mümin cinlerin cennete girmeyip toprak olacakları görüşünde olduğunu ,hatta bu hususta İmamı Malik Hz.’ri ile münakaşa ettiğini rivayet Ancak Fıkhul Ekber Şarihi Aliyyül Kari bu mevzuda şu izahı verir;Müslüman olan cinler İmamı Ebu Yusuf ve İmamı Muhammed (RA) göre cennet ile mükafatlandırılır,kafir cinler ise Cehennem ile cezalandırılır,diğer ehli sünnet alimleri de bu görüştedir.Aleyyül Kari Hz. İmamı Ebu Azam Hz.’nin S.Ahkaf 31’de “Ey kavmimiz Allah’ın davetine uyun ve ona inanın ki Allah günahlarınızı bağışlasın ve sizi size acı veren azaptan kurtarsın “şeklindek,i sözlerinden dolayı tevagguf eder,yani bu hususta görüş bildirmez çünkü devamında mükafata işaret yoktur. Yani İmamı Azam Hz.’nin tavrı ne şekilde mükafatlandırılacakları hakkında sükut etmektedir,sukutu bu hususta kesin bir delil olmayışındandır.Rasülullah Efendimizi dinleyen cinlerin”Bizden zalim olanlar cehenneme odun olacaklar” şeklindeki sözleri kafir cinlerin cehennemde yanacağını gösterir.Aklımıza cinler ateşten yaratıldıkları halde ateşle nasıl azap olabilir ,cehennem ateşi onlara nasıl zarar verebilir diye bir soru gelebilir .Alüsi bunu şu şekilde izah eder; Cinlerin yaratılmış oldukları unsurun en çoğu ateş olduğu için ,ateşten yaratılmıştır denir. Bu durum onlara cehennemin zarar vermesine mani değildir,insanda topraktan yaratılmıştır,fakat topraktan zarar görür. Hem ateşten yaratılan cinlerin cesetleridir. Azabı hissedecek olanda ruhtur,ateşten yaratılan bedendeki ruhun azab olunması da mümkündür.Böyle bir suale verilecek en güzel cevap Allah’ın sonsuz kudretidir. Binaen aley Cenabı Hak “Ateşten yaratılmış bir varlığa yine ateşle azap edebilir.İbni Kesir Damra Bin Hubeyb’den:Cinler cennete girecekler mi diye sorulduğunda evet gireceklerdir ve insanların kendileri için olan hurileri nikahladıkları gibi onlarda cinler için olan hurileri nikahlayacaklardır”dediğini rivayet eder.Dehhakın cinlerin cennetteki nimetleri hususunda şöyle dediği rivayet edilir “onlara burada tesbih ve zikir ilham edilir,onlar bu tesbihleri ve zikirleri yaptıklarında insanların cennet nimetlerinden aldıkları tadı ve lezzeti aynen alırlar”Ömer Bin Abdulaziz’de cinlerin cennetin içinde değil de kenarında olacağını söylediği rivayet edilir.Cinlerin kafirlerinin cehenneme gireceklerine dair alimler ittifak etmişlerdir. Delil olarak ta “Ateş onların varacakları yerdir”ve “Zulm edenlere gelince: Onlar cehenneme odun oldular”Ayetlerini göstermişlerdir.Cinlerin müminlerinin cennete girmelerine gelince bunda dört görüş vardır.Cinler cennete girecektir. Bu fikir ulemanın çoğunluğuna aittir. Ancak bunlar da cennette yiyip yiyemeyeceklerinde ihtilaf etmişlerdir.Cinler cennete giremeyeceklerdir. Ancak cennetin etrafında duracaklardır,insanlar onları görecekler onlar insanları göremeyecektir.Onlar Araf (Cennet dışında altında nehirler üstünde ağaçlar olan bir yer) denilen mevkide olacaklardır.( Ebu Hanife)Bu hususta bir şey diyemeyiz Allah (c.c) havale ederiz. MAHŞERDE CİNLER VE ŞEYTANLAR Sure-i Rahman 31. Ayeti Kerimesinde “(Ey Sakalan)yani insanlar ve cinler ileride sizlerinde hesabını göreceğiz.”buyuran Cenabı Hak Ahrette insanlar gibi cinlerinde hesaba çekileceğini bildirmiştir. Ayeti Kerimede geçen (sakalan) yani iki ağırlık veya iki önemli varlık manasınadır ve bu iki ağırlıktan maksat insanlar ve cinlerdir. Bu iki varlık ya mükellef oldukları ve günahlarının sırtlarındaki manevi ağırlığından dolayı yada yeryüzünün üstündeki iki önemli varlık olduklarından dolayı “sakalan” ile müsemma olmuşlardır.Bu Ayeti Kerimenin natık olduğu mana “Ey insanlar ve cin kullarım sizi hesaba çekeceğim,işlerinizi ele alacağım ve içinizden günah sahibi olanları cezalandırıp itaatkar olanları da cezalandırmayıp mükafatlandıracağım şeklindedir.Sonra melekler gökten inip mahşer meydanındakiler yedi saf halinde abluka altına alacaklar. ve cehennem getirilecek insanlar ve cinler Allah’ın hesabından kaçacak delik arayacaklar.O vakit onlara Süre-i Rahman 33. Ayeti Kerimede Cenabı Hak “Ey cin ve insan toplulukları göklerin ve yerin bucaklarından geçip (Allah’ın hesaba çekmesinden ) gücünüz yetiyorsa haydi geçin ama (Allah’ın vereceği)bir güç olmadan geçemezsiniz diye söylenecek.İnsanlar ve cinler mahşerde bu şekilde toplandıkları zaman hesaba çekilmeden önce bir müddet kabili kıyas olmayan bir sıkıntı ve endişe içerisinde bekleyecektir. Buna işaret eden Süre-i Rahman 39. Ayeti Kerimede mealen Rabbimiz : “İşte o gün ne insana ne de bir cine günahından sorulmaz”buyurur.Rivayet edildiğine göre kafir kıyamet günü kabrinden kalktığı zaman şeytan onun elinden yakalar ve ondan hiç ayrılmaz. Hesaptan sonra Cenabı Hak ikisini beraber cehenneme attığı zaman insan bu kızgınlıkta ve gerçekleri görmesi sebebi ile şeytana “Keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar uzaklık olsaydı “der . Buna işaretten Cenabı Hak (S.Zuhruf.33/39)’da bu pişmanlığınız bugün size kesinlikle fayda vermez,çünkü,hepiniz yani aldananlar ve aldatanlar hep birlikte zulmettiniz,suç işlediniz,kesinlikle azaba ortak olacaksınız”buyururHükümler verilip cennetlikler cennete,cehennemlikler cehenneme gittikleri zaman veya günahkar müminler cezalarını çekip cennete geçince kafirler için bütün ümitler söner ve iblisi kınamaya ona atıp tutmaya başlarlar. Bunun üzerine iblis ortaya çıkıp Dünyadaki yalancılığını şöyle ifade eder ; Doğrusu Allah size doğru ve hak olan vaad de bulunmuştu. Bende vaad de bulunmuştum,ama vaadimde yalancı çıktım ,zaten benim size karşı gerçek bir gücüm yoktu,sadece ben sizi asılsız şeylere davet ettim sizde davetime uydunuz. Bina en aleyh beni kınamayın kendinizi kınayın. (Süre-i İbrahim/22)Hasan-ı Basri Hz.’nden bir rivayette,iblis bunları ateşten bir kürsü üzerinde söyler.Hesap ve muhakemeden sonra bu hallere düşen kafirler ve şeytanlar cezalandırılmak için kenarda oturtulup bekletilen suçlular gibi cehennemin etrafına diz üstü getirilirler,buna işaretten Rabbimiz: Süre-i Meryem 68’de ”Rabbine yemin olsun ki biz onları da şeytanları da elbette ve elbette mahşerde toplayacağız ve sonra hepsini cehennemin etrafında diz üstü bırakacağız”buyurmaktadır. CİNLER CENNETTE ALLAH’U TEALAYI GÖREBİLECEKLERMİ? El Kavaidus Suğra adlı kitapta Mümin cinler cennete girdiklerinde Allah’u Tealayı göremeyecekleri yazar. Çünkü Cemali İlahiyi görmek yalnız Müminlere mahsustur. Meleklerde cennette Allah’ı göremezler. Bu cinlerinde göremeyecekleri delilidir. CİNLERİN ARKASINDA NAMAZ VE ONLARDAN CEMAAT OLMASI Fevaid adlı eserde cinlerin arkasında namazın sahih olacağı yazılıdır.İbn-i Mesud’dan nakl edilen bir hadisi şerifte Efendimizin cinlere imamlık yaptığı belirtilmektedir. Ayrıca Nevadir adlı kitapta da cinlerinde cemaat olabilecekleri yazılıdır. CİNLERİN HAŞRİ Allah’ü Teala; “Onların hepsini dirilttiğimiz gün”diye buyurmuştur.İbn-i Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: Allah,cinleri ve insanları yeryüzünde haşr edecek. Sonra gökten bir güruh melek inip onları ziyaret edecek. Bu Eşşamil adlı eserde zikr edilmiştir. BİR CİN İNSANLAR RARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNDE NE GEREKİR? Bir cin devamlı olarak Hz. Aişe’ye (RA) bakıyordu. Nihayet öldürülmesini emretti ve öldürüldü. Rüyasında ona sen bir Müslüman’ı öldürdün denildi. O, Müslüman olsaydı bana hiç bakarmıydı?Hz. Aişe’ye; O sana çıplakken hiç bakmadı okuduğun kuranı dinlerdi denildi. Bunun üzerine sabahleyin fakirlere on iki bin dirhem dağıttı.Yine Hz. Aişe öldürdüğü yılanın Müslüman bir cin olduğunu öğrenmesi üzerine kırk köle azat etmiştir.Bilindiği gibi cinler ev yılanı kılığında olabilirler. Onun için onlara üç kere gitmeleri söylenir. Eğer gitmezlerse öldürülebilirler. Öldürülmeden defi mümkünse bu daha evladır. Çünkü İslam’da zülüm yoktur. CİNLERİN İNSANLARDAN İLİM TAHSİL ETMELERİ VE FETVA VERMELERİ El Kureuşi’den nakl edilmiştir. Hasan El Basri ile her yıl geceleyin El Hayf meclisinde birkaç kişi ile beraber buluşurduk. Bir gece yine oturup konuşurken bir kuş selam vererek yanıma oturdu,selamını aldım,ona sordum._ Sen kimsin?_ Müslüman cinlerindenim._ Ne işin var burada?_ Sizin yanınızda oturup sizden ilim tahsil etmek kötü bir şey midir? Hem bundan başka bir çok münasebette,mesela;namazda,cihatta,hasta ziyaretinde,cenazede,hac ve umrede sizle beraber olur ayrıca sizden kuran dileriz._ Sizce en makbul cin hangileridir?_ Hasan’ı Basri’den rivayet edenler...Yahya Bin Sabitten nakil edilmiştir:Mina’da idik,saçı sakalı ağarmış bir ihtiyarı insanlara fetva verirken gördük. Yanımda bulunan Hafs bana dediki;Bu ihtiyar ifritin ta kendisidir.Hafs ona yaklaştı na’linlerinden yakalayıp işte bu ifrittir hücum edin diye bağırdı. CİNLERİN, İNSANLARIN EMRİNDE VE HİZMETİNDE OLMALARI Allah’ü Teala şöyle buyuruyor:Süleyman’ın cinlerinden,kuşlardan orduları toplandı. İşte bütün bunlar Onun tarafından zapt ve idare ediliyorlardı. Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm dedi.Bu ayetlerden anlıyoruz ki cinler insanların emrindedirler. Cinler yalnız Süleyman (AS) işler bu işi aydınlatmaya kafidir.Kitabül Acayipte şöyle der: Mağrip emiri Musa Bin Nasr Ömer Bin Abdülaziz’e anlatıyor: Askerlerle birlikte giderken denizde acayip bir şey gördüm, o adaya gittiğimde çok güzel yapılmış bir bina gördüm,o binada Süleyman(AS)’ın mührüm ile mühürlü on yedi tane yeşil sürahi bulduk. Onlardan dört tane getirmelerini emir ettim .Bir tanesi açılınca bir şeytanın, sana peygamberliği veren Allah’a yemin ederim ki yeryüzünü ifsat etmem. dedi. Sonra etrafa iyice bakındıktan sonra Vallahi Süleymanı’da mülkünü de göremiyorum dedi ve ortadan kayboldu. Bu hikaye başka bir şekilde de nakil edilmiştir. CİNLERE <EVET> DEDİRTEN( ONLARI KULLANMAYA VESİLE OLAN) DURUMLAR Cinlerin kafir ve şeytanları; Küfür,şirk, Allah’a isyan gibi hareketleri yaparlar ve zevk duyarlar. İnsanda yoldan çıkınca kötülük ve günahtan zevk alır. Üfürükçü sihirbaz ve cinciler İslam’a zıt hareketler yaparak şeytan ve cinlere yaklaşır. Onlarda bunu bir fırsat bilir,adeta bir rüşvet gibi kabul ederler. Kiralık katil gibi onların bazı şer isteklerini yerine getirirler.El Fihrist adlı kitapta şöyle diyor: Sihirbazlar ve üfürükçüler şeytan ve cinlerin kendilerine itaat ettiklerini iddia ederler. Üfürükçüler bunu Allah’a yaptığı itaat,cin ve şeytana karşı ettiği yeminler ve şehvetlere karşı gösterdiği nefretler sayesinde elde ettiklerini söylerler.Sihirbazlar ise bunu namaz,oruç ve İslam’ın diğer şartlarını terk etmek,adam öldürmeyi mubah görmek,mahremlerle evlenmek gibi süflilerin hoşuna giden şeyleri yaparak elde ettiklerini söylerler. Burada mezmum olan sihirbazların takip ettikleri yoldur.Cinleri kendisine ram eden ilk insan Süleyman (AS)’dır. Bazıları ise Onun katibi Hamşid Bin Erih Handır.Cinler tarafından çarpılmış veya hastalanmış kimselere şifa ayetleri yazmak caizdir. Çünkü İbn-i Abbas hastalara durumlarına göre şifa ayetleri yazardı.Ne olduğu anlaşılmayan şeyleri yazmak doğru değildir. Manası anlaşılmayan ve Arapça olmayan tılsım ve benzeri şeyler alimler tarafından yasaklanmıştır. Çünkü onlarda şirk kokusu vardır. KİŞİYİ CİNLERDEN KORUYAN HUSUSLAR On şey vardır ki kişiyi cinlerden muhafaza eder.[1] Onların şerrinden Allah’a sığınmak. Euzü billahi mimineşşeytanirracim demek[2] Muavvizeteyn okumak.[3] Ayetel Kürsi okumak.[4] Bakara süresini okumak[5] Bakara suresi nin sonunu okumak[6] Ayetel kürsi ile beraber el mü minsüresıni (ileyhilmasır) a kadar okumak[7] Yüz kere(lailaheillahuvahdehu ..........alaküllüşeyinkadir)’ i okumak[8] Allah’ın adını çok ca zikr etmek[9] Abdest ve namaza devam etmek[10] Fazla bakmak ,fazla konuşmak ,fazla yemek,ve insanlara fazla ihtilattansakınmak; Çünkü şeytan insana bu dört kapıdan musalla olur,Bu zikr ettiğimiz maddeler hadisi şerifle sabittir Bunların dışında cinler vaaz edebilir, tıp öğretebilir, insanlarla alay edip onlara nazar değdirebilir,hikmetli söz ve şiir söyleye bilirler. İnsanlardan korkarlar. Kıyamet günü müezzinlere şehadet edecekler.Cinler büyük insanlar öldüğünde insanların ağladığı gibi ağlarlar. Nitekim Hz. Ömer,Hz Osman,Hz Ali,Hz Hüseyin,Hz Ebu Hanife ve Mütevvekkil vefat ettiğinde ağlamışlardır. Hazırlayan:Hakan AKGÜN Yazan: Kamil AKGÜN ÜMRANİYE 1999
|